Daha Önce Hiç Pro Bono’yu Duydunuz mu?

Son yıllarda özel sektördeki şirketler para kazanma ve kar etmenin dışında, kazandıkları parayı toplum yararına kullanmanın önemini kavradılar. Sosyal Sorumluluk Projeleri ve Çalışan Gönüllülüğü derken, bu alanda artık yeni bir kavram daha hayatımıza girdi, giriyor: Pro Bono!

Geçtiğimiz haftalarda Türkiye’de ilk defa bir Pro Bono Haftası düzenlendi. Bankacılık’tan Perakende’ye, Telekomünikasyon’dan Otomotiv’e geniş bir yelpazeden Özel Sektör temsilcileri farklı alanlardan Sivil Toplum Kuruluşları’yla bir araya gelerek yürüttükleri projeler üzerine beyin fırtınası çalıştayları gerçekleştirdi. Bilgi Üniversitesi’nde 4Carma‘nın düzenlediği etkinlikte ben de Pro Bono’yla tanıştım!

Pro Bono Publico, yani Latince ‘Halkın Yararına‘nın kısaltılmışı olan Pro Bono toplumsal hizmet sağlamak üzere, gönüllü bir şekilde, yani herhangi bir ücret istemeden veya sembolik, cüzi bir ücret karşılığı yapılan işler anlamına geliyor.

Ağırlıklı olarak Amerika ve İngiltere’de baroya kayıtlı avukatların her yıl belirli bir oranda kamu davalarında, gelir durumu olmayanlara savunma hakkı sağlamak üzere ücretsiz bir şekilde çalışmaları anlamında kullanılan Pro Bono terimi, 2000’li yıllarda hukuk alanının dışına çıkarak özel sektör çalışanlarının da toplum yararına işlerde çalışması anlamında kullanılmaya başlamış.

Peki etkinlikte neler mi yaptık? Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı‘nın bağışçılarıyla, yani Koruncuk Melekleri’yle olan iletişimini arttırmak, afetlerden etkilenen kişilere destek olan Hayata Destek Derneği‘nin veritabanı ve iş akışlarını düzenlemek için kullanabileceği en iyi İK yazılımını tespit etmek ve İstanbul’daki yabancı kadınlara sosyo-kültürel, psikolojik ve hukuki destek vermeyi amaçlayan Onar projesini geliştirmek gibi farklı STK’lara ve sosyal sorumluluk projelerine destek olmak üzere speed dating şeklinde, farklı masaları hızlı hızlı gezerek kısa beyin fırtınalarıyla action planlar oluşturmaya çalıştık.

11038803_10152903883667945_6218404695457466188_o

Deneyimlediğim kadarıyla Pro Bono, artık çok iyi bildiğimiz kavramlar olan Sosyal Sorumluluk ve Çalışan Gönüllülüğü’nden biraz daha farklı… Bana göre Çalışan Gönüllüğü’nü bir tık ileriye taşıyarak proje yönetimiyle destekleyip, özel sektörün know-how’ının sivil toplum yararına daha profesyonel ve daha sistemli bir şekilde değerlendirmeye yarayan bir model.

Pro Bono işleri destekleyen, çalışanlarına Pro Bono imkanları sunan şirketler için modelin birçok avantaj sağlayacağı söylenebilir. İnsan Kaynakları açısından bakacak olursak, çalışanlarına kişisel gelişim imkanı tanımak, kurum içinde yaratıcı ve girişimci bir kültürü desteklemek, çalışan memnuniyetini arttırmak, işveren markasını kuvvetlendirmek, çalışanların takım çalışması becerileri ve iletişim kapasitesini arttırmak gibi birçok madde sıralayabiliriz. Şirketler için genel anlamda ayrıca güçlü bir PR imkanı sağlayacağı, farklı STK’lar ve paydaşlarla daha sağlam ilişki ve işbirlikleri geliştireceği, inovatif projeler, ürün, hizmet ve iş fikirleri çıkartabileceği söylenebilir.

Pro Bono, Türkiye’de daha çok taze, çok yeni bir kavram. Nasıl ki, günümüzde ‘Sosyal Sorumluluk Projesi’ yapmayan özel sektör şirketi neredeyse kalmadıysa, bu modelin de ne kadar etkili olduğu, yani STK’ların projelerine olumlu etkisi ve şirket çalışanlarına kattıkları güçlü bir şekilde hissedilmeye başladığında, eminim Pro Bono da kısa bir süre içinde ülkemizde yayılmaya başlayacak…

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: