‘Güvenlik Kültürü’ Yaratmada İK’ya Büyük İş Düşüyor!

“Bana bir şey olmaz.”, “Ne işe yarayacak şimdi bu?”, “Ne gereği var?”, “Bugüne kadar böyle yaptım, hiçbir şey olmadı!” Bunların hepsi ülkemizde maalesef sıkça duyduğumuz cümleler. Sanki Türkler olarak biyonik insanlarmışız da kaza, bela, hastalık hiç başımıza gelmezmiş gibi, ‘Güvenlik’ toplumumuzda ne yazık ki hafife alınan, göz ardı edilen bir mesele.

Takılmayan kasklar-baretler, giyilmeyen eldivenler, bağlanmayan kemerler, alınmayan tedbirler, eksik aksak satın alınan tehçizatlar… Bütün bunların sonucunda ise yıllardan beri televizyon haberlerinde görmeye alıştığımız, her bayram onlarca can alan trafik kazaları ve son olarak bu sene Soma’daki madende ve Mecidiyeköy’deki inşaatta yüreğimizi dağlayan iş kazaları…

IMG_3184.JPG

Bu yıl PERYÖN İnsan Yönetimi Kongresi’nde düzenlenen İş Sağlığı ve Güvenliği oturumlarının birinde Vodafone’dan Dwayne Duncum çok çarpıcı bir cümle sarf etti: “Türkiye’de maalesef bir ‘Güvenlik Kültürü’ yok. Ne yazık ki İngiltere’de veya Almanya’daki gibi ‘Güvenlik’, burada ciddiye alınmıyor.”

Bir Türk olarak kendi kendimize itiraf etmemiz, kabul etmemiz, hazmetmemiz çok zor olan ama toplumumuza dışarıdan bakan birisi için, hele hele kendi ülkesine kıyasla, tespit etmesi bir o kadar kolay olan bir durum. Çünkü yanlışlar, ihmaller, boşvermişlikler o kadar yaygın, o kadar belirgin ki…

IMG_3111.JPG

Tespit ve teşhisler bu yönde, peki tedavi şekli ne olacak? Ülkemizde eksik olan bu ‘Güvenlik Kültürü’nü yaratmada şirketlerin İnsan Kaynakları departmanlarına büyük iş düşüyor! Özellikle kurumsal şirketlerin bu konuyu ele almaları ve öncülük etmeleri gerekiyor!

Geçtiğimiz yıl neyse ki 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda değişiklikler yapıldı da, şirketler ve kurumlarda işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları bulundurmanın kapsamı arttırılmış oldu. Önemli bir adım elbette, güzel bir başlangıç, fakat daha yapılacak çok şey var…

Şirketlerin çalışanlarına zorunlu İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimi verdirtmesi, işbaşı yaptıklarında çalışanlarını işyeri hekimi tarafından sağlık kontrolünden geçirmeleri yetmez.

Sadece yasal zorunluluklara odaklanmamalı, yasal zorunlulukların ötesine geçmeli, var olan kanunlardan, prosedürlerden çok daha fazlasını yapmalı.

Güvenlik çok kapsamlı bir konu, meseleye sadece fiziksel güvenlik olarak değil, psikolojik güvenlik olarak da bakabilmeli. Elbette en başta yapılacak şey, iş güvenliği uzmanlarının hazırlayacağı raporlar uyarınca çalışanların fiziksel güvenliğinin sağlanması. Sonrasında ise çalışma ortamı, çalışma koşulları, çalışma saatleri, yemek, ulaşım gibi çalışanların psikolojisi ve sağlığını etkileyen birçok faktör göz önünde bulundurularak çeşitli aksiyonlar alınmalı.

Örneğin hangi konular ele alınabilir?

  • Trafik güvenliği (emniyet kemeri, hız limiti ve kullanım)
  • Servis (şöförler, güzergahlar..)
  • Sağlıklı beslenme (yemekhane menüleri, taze meyve, sağlıklı atıştırmalar)
  • Sağlıkı yaşam önerileri (doğa gezileri)
  • Well-being / İyi yaşam (spor, diyetisyen, sigarayı bırakma)
  • Gebelik ve Ebeveynlik 
  • Deprem bilinçlendirme
  • Arama kurtarma ve gönüllü faaliyetler

Belirttiğim gibi, ‘Güvenlik Kültürü’nü oluşturmada en başta global şirketler ve kurumsal firmalar öncü olmalılar. İş Sağlığı ve Güvenliği meselesini ciddiye almalılar, konuyu ciddiye aldıklarını göstermeliler. Kültür oluşturmak, alışkanlık kazandırmak, konuları hafızalara kazımak hiç kolay olmuyor. Ciddi oranlarda yatırım ve emek gerekli.

Yukarıda geçen konularda eğitimler ve etkinlikler düzenlemeliler. Bir kere, iki kere değil, bunları her sene tekrarlamalılar. Çalışanlarına sık sık hatırlatmalar yapmalı, bu konularda bildiklerini test etmeliler. İnsanların düşünceleri ve davranışları pat diye değişmiyor, ısrar etmek, kararlı olmak ve bu konuda hep iyi örnekleri, iyi davranışları sergilemek, öne çıkarmak gerekiyor.

Şirketlerde tepe yönetimler İSG’nin sözcüsü olmalı, uygulamalarda, toplantılarda çalışanlar bu meselenin önemini onların ağzından duymalı. Çalışanlara meselenin önemi kuvvetli şekilde ama korkutmadan anlatmalı.

Bu noktada da İç İletişim ve Sosyal Aktiviteler devreye giriyor. Hem kültür oluşturmada, hem de şirket bağlılığı yaratmada kilit derecede önemli bu araçlar. Çalışanları bu organizasyonlara katılmaya, oluşturulacak sivil insiyatiflere gönüllü olmaya teşvik etmeli, desteklemeli.

Belki de en önemlisi bu bilincin şirketlerden çalışanlara, çalışanlardan ailelerine yaygınlaştırılması. Şirketlerin ‘Sorumluluk’ duygusunu çalışanlarına aşılaması, güvenlik tedbirlerini onlarda bir alışkanlık haline getirmesi ve bunların neticesinde sorumluluğu işyerlerinden özel yaşam alanlarına da taşımaları sağlanmalı.

Şirketler bunun için bazı aksiyonlarını çalışanların aileleri ve çocuklarını düşünerek, onları da dahil ederek planlayabilirler. Çoluk çocuk etkinlikler düzenleyerek, güvenliği eğlenceli hale getirebilirler. Her yıl Mayıs’ın ilk haftasına denk gelen İSG Haftası bunun için çok iyi bir fırsat, hatta ülke çapında kutlanmalı.

Güvenlik sadece şirketleri değil, tüm toplumu ilgilendiren, hayatın her alanında, her anında hissedilmesi, yaşatılması gereken bir olgu.

Şirketler ülkede işte böylesi bir değişimin öncüsü olmak için kararlılık sergilemeli, cesur olmalı, bu konuda yatırım yapmalı, emek vermeliler. İnsan Kaynakları departmanlarına bu süreçte büyük iş düşüyor… Önümüzdeki yılların İK gündeminde İş Sağlığı ve Güvenliği’ne sıkça rastlamaya başlarsak buna hiç şaşırmamalı…

Reklamlar

One thought on “‘Güvenlik Kültürü’ Yaratmada İK’ya Büyük İş Düşüyor!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: