İşveren Markası Bu Devirde Olmazsa Olmaz mı?

Eskiden bir elin sayısını zor geçen üniversitelerde (Türkiye’nin en köklü üniversiteleri Boğaziçi, İstanbul, İTÜ, Marmara, Yıldız, Ankara…) Hukuk, Tıp, Mühendislik gibi temel mesleklerle ilgili bölümler varken (hatta bir keresinde babam, okuduğu yıllarda İşletme bölümünün ilk defa açıldığını söylemişti!), şimdi okunabilecek üniversitelerin sayısı arttığı gibi, eğitim görülebilecek bölümler de çok çeşitlendi. Seçenekler eskiye oranla inanılmaz artmış durumda.

Aynı şey iş dünyası için de geçerli. Şirketlerin, sektörlerin sayısı arttı. Global şirketler ve yabancı sermayenin girmesiyle yepyeni pozisyonlar, departmanlar, iş alanları ortaya çıktı. Şimdiki zaman yeni mezunları, beyaz yakalıları için iş piyasası çok daha farklı.

Nasıl ki bir müşteri AVM’ye girdiği zaman alacağı ürün belli olsa bile, örneğin bir gömlek almak istiyorsa, seçeneği çok! Kat kat mağazaları gezip, sunulan ürünleri karşılaştırıp, üzerine deneyip, sonra istediğini alıyor; aynı şey bu devirde iş arayan (seçen) adaylar için de geçerli.

Günümüzde adaylar şirketlerin sayfalarını geziyor, kariyer portallarındaki ilanları inceliyor, şirketleri Google’lıyor, eski haberlerine bakıyor ve kendisine en çok uyanı, değerlerine ve beklentilerine en uygun olanı seçmek istiyor.

Böylesi bir devirde İşveren Markası artık kaçınılmaz oldu! Şirketler ürün ve hizmetlerini müşterilerine tanıtmak için reklamlar, ilanlar, sosyal medya, viral videolar kullanırlarken, İnsan Kaynakları açısından en iyi adaylara ulaşabilmek, onları şirketlerine katabilmek için de pazarlama ilkeleri ve araçlarını kullanmak durumundalar. (İşveren Markası kavramını ortaya atan Simon Barrow’un eski bir Pazarlama tepe yöneticisi olmasına şaşırmamalı!)

Pazarlama ilkelerinin dediği gibi, ‘markalaşmış ürünler seçimi kolaylaştırır’. Şirketler rekabet avantajı elde etmek, kaliteli bir işgücüne sahip olmak için sadece ürünleriyle değil, ‘işveren olarak’ da markalaşmak durumunda.

Araştırma ve anketler Türkiye’deki şirketlerin büyük çoğunluğunda İşveren Markası bilincinin gelişmiş olduğunu gösteriyor. Özellikle iş arayan adaylara yönelik dış pazarlama için yoğun çaba sarf ediliyor, sosyal medya, kariyer siteleri en revaçtaki araçlar. Kurum içi iletişim de yavaş yavaş hareketleniyor. Kısa zaman içerisinde daha da önem kazanacak gibi.

İşveren Markası adına aksiyonlar alınıyor, fakat ne kadarı bilinçli, ne kadarı bir stratejiyle yönetiliyor, ne kadarı bir yıllık plan ve bütçeyle takip ediliyor? Belki henüz çok değil, iyi yönetilen İşveren Markası ve İç İletişim stratejisi olan şirketler iki elin parmağını geçmiyor olabilir, fakat gidişat bu yönde; şirketlerin hedefinde bunu oturtmak var.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: