Aradığın Denge “İş – Yaşam Dengesizliği”nde

İş-Yaşam dengesinin ideal oranı ne olmalı? %50-50 mi? %60-40 mı? Bunun sihirli bir formülü, altın oranı var mı? Hem işyerinde performansınızı yüksek tutup, hem de aile ve özel hayatınıza gerekli vakit ayırabilmek mümkün mü?

İş hayatında çalışan insanların her zaman aklının bir köşesinde yer almış olan bu sorular, sanırım günümüzde dizüstü bilgisayarlar ve akıllı telefonların hayatımıza girmesiyle daha da sıkça sorulmaya başlandı. Yeni teknolojiler ve mobil çalışma imkanı iş yapış şekillerimizi kolaylaştırıyor ve hızlandırıyorken, bir yandan da çalışma saati kavramını altüst etmeye doğru gidiyor.

Eskiden çalışma saatleri denilince akla Pazartesi’den Cuma’ya, haftaiçi beş gün, saat 9-17 arası geliyorken, şimdilerde geceyarısı saat 1’de atılan e-mailler, haftasonu yetiştirilen raporlar iş dünyası profesyonelleri için standart birer norm haline geldi. Hele hele global ekonomik krizler şirketlere ‘Do More With Less’ anlayışını getirmişken, çalışanlar daha kısa deadline’larla daha çok iş yapmaya başladı.

Bütün bu yoğun ve hızlı iş yaşantısı akıp giderken kendimize ve sevdiklerimize hangi zamanlarda, ne kadar vakit ayırabiliriz? İş ve Yaşam arasında kesin ayrımlar olmayınca hem işinizde başarılı olmak, hem de arkadaşlarla bir araya gelmek, düzenli spor yapmak için vakit bulabilmek zor olabiliyor. Bu soruları ben de kendime sorarken, geçtiğimiz günlerde HBR Blogs’da okuduğum bir yazı İş-Yaşam Dengesi’ne olan bakış açımı değiştirdi.

Yazının ana fikri özetle şu: “İş-Yaşam Dengesi hakkında kafa yormayı bırakın, İş-Yaşam Dengesizliği’yle barışık olun, ona sarılın”. Gerçekten de çalışmadan bir yere varılmıyor, iş hayatında başarılı bir kariyer çok çalışmayı gerektiriyor. İş-yaşam arasındaki zaman sınırları gittikçe kaybolmaya başladığına göre, ikisi arasında denge kurmaya çalışmak artık bu devirde hata.

İş-Yaşam Dengesizliği’yle barışık olmanın püf noktası işinden keyif almak. İşini severek yapıyorsan, iş ortamından mutluysan, çalışma arkadaşlarınla iyi anlaşabiliyorsan ne kadar yoğun ve çok çalışıyor olsan da yaptığın işler sana angarya gibi gelmez. İşine bir iş olarak değil, bir kariyer olarak da bakıyorsan hele, yaptığın işlerin büyük resmini gördükçe çalıştığın fazla saatler ve yaptığın ekstra işler sana batmaz.

İşinden keyif aldıkça, hatta aileni ve sevdiklerini iş ortamına dahil edebildikçe (gerek ofise çocuğunu getirerek, veya sosyal ortamlarda ailecek de görüşerek), hem mutlu olup hem de başarılı olmak mümkün. HBR’daki blog yazısında dendiği gibi, “İş ve Yaşam arasında füzyon sağlamak varken, ikisini birbirinden ayırıp denge aramak niye?”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: